Silver Pines: Survival Horror ve Metroidvania'nın Garip Karışımı
Wych Elm Games'in Silver Pines'ı oynadığında ilk dikkat çeken şey, küçük bir kasabanın tuhaf, huzursuz havasını yakalamayı başarması. Survival horror'ın sıkıntılı hissiyatı ile Metroidvania'nın keşif mekaniklerini harmanlayan bir yapı var; bu kombinasyon çoğu zaman işliyor. Ama sonra save sistemiyle karşılaşıyorsun ve işler komplike hale geliyor.
Oyun seni telefonlardan kaydetmeye zorluyordu, eski arcade oyunlarının o 'coin-op' mantığını taklit eden bir sistem. Teoride retro, pratik olarak sinir bozucu. Çünkü modern oyuncu beklentisi başka; sen oyunun kendi hızında ilerlemek, istediğin yerde duraklamak istiyorsun. Burada ise oyun seni belirli noktalara bağlıyor ve o noktalar her zaman konveniyanslı değil.
Silver Pines'ın atmosferi, level tasarımı, keşif mekaniklerinin tümü sağlam. Ama bu save sistemi, o telefonlar, oyunun kendi kendine engel olması gibi hissettiriyor. Oyun tasarımında retro nostalji çekici ama her mekanizm eski oyunlardan geri getirilmeyi hak etmiyor. Bazı şeyler eski kaldığı için iyi bir nedeni vardı.
Oyun endüstrisi survival horror'da, kontrol ve pacing konusunda çok şey öğrendi. Silver Pines bunu hatırlatıyor, ama yanlış yoldan. Eğer retro challenge arıyorsan hoşuna gidebilir; ama frustration ve iyi tasarım arasındaki fark önemli. Oyun güzel ama o save sistemi olmasa daha iyi olurdu.
0 yorum