İşletme Yazılımını Konfigüre Etmek, Yazılımı Değil

Her iş yazılımı bir görüş taşır. İçinde müşteri nedir, sipariş nedir, hangi alanlar zorunlu, iş hangi sırada ilerler, bunların hepsi yazılım tarafından önceden belirlenir. Yazılımın modeli senin operasyonunla eşleşirse, arka planda sessizce çalışır ve işini görür. Eşleşmezse bir şey vermek zorunda kalır, ve o her zaman yazılım değildir. İşletme uyum sağlar, ve bu uyum maliyeti günlük olarak ödenir; çoğu zaman satın alma kararında söz sahibi olmayan insanlar tarafından.

Konfigürasyon hakkında yazılan makalede üç farklı derinlikte çalışma "konfigürasyon" adıyla geçtiği açıklanıyor. Kozmetic konfigürasyon, logon, renklerin, alan etiketlerinin değiştirilmesi, yapısal olarak hiçbir şeyi değiştirmez. Davranışsal konfigürasyon, hangi modüller aktif, iş akışı adımları, zorunlu alanlar, onay yetkisi, işin akışını şekillendirir ama yazılımın temel mantığını değiştirmez. Üçüncüsü ise özelleştirme: yazılımın kendisini değiştirmek, kod yazmak, yeni özellikler eklemek.

Sorun şu: satıcılar nadiren hangi seviyeden bahsettiklerini açıklar. "Konfigüre edebiliriz" derken, kozmetik değişiklik mi, yoksa yazılımın iş mantığını yeniden yazmak mı demek istiyorlar? İkinci durumda, artık konfigürasyon değil, geliştirme söz konusudur, ve bu maliyetli, zaman alıcı, bakımı zordur.

Gerçek sorun, yazılımın sınırlarını aşmaya çalışan işletmelerin "sistemin etrafından" çalışmaya başlamasıdır. Excel tabloları, manuel süreçler, yazılım dışı notlar. Sistem kullanılmaz, işlenir. Bu da hataları, veri tutarsızlığını ve verimsizliği getir.

Yazılım seçerken, satıcıya net sor: "Bizim iş akışımız X, Y, Z şeklinde gidiyor. Bunu yazılımda konfigüre edebilir misiniz, yoksa kod yazmanız mı gerekir?" Cevap sana yazılımın esnekliğini gösterir. Eğer çok fazla özelleştirme gerekiyorsa, o yazılım senin için değildir, başka bir arama yapman daha akıllıca olur.

konu hakkında tepkinizi verebilirsiniz